Girne'deki gemi faciasında hayatını kaybeden 28 kişinin yakınları sorumluların yargılanması talebiyle suç duyurusunda bulunmak üzere Mersin Adliyesi'ne gitti. Ailelerin avukatı Berkan Aydoğan, "Talebimiz sorumluluğun yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlandırılmamasıdır. Karar gemide alınmışsa gemide, şirket merkezinde alınmışsa şirket merkezinde, bakım ve denetim sürecinde alınmışsa o süreç de araştırılmalıdır" dedi.
KKTC'nin Girne açıklarında 30 Ağustos'ta Filo Jet yolcu gemisinin batması sonucu 28 kişinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili ailelerin adalet arayışı sürüyor. Türkiye'nin farklı illerinden Mersin'e gelen hayatını kaybedenlerin yakınları ve kazazedeler, Akdeniz ilçesindeki Özgür Çocuk Parkı'nda buluştu. Ellerinde hayatını kaybedenlerin fotoğrafları ve pankartlar taşıyan aileler, faciada sorumluluğu bulunanların tespit edilmesini ve yargılanmasını istedi. Aileler adına basın açıklamasını avukat Berkan Aydoğan yaptı.
"Bütün karar ve sorumluluk sürecini ortaya çıkarmak istiyoruz"
Berkan Aydoğan, facianın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirterek, "Bu faciada yakınlarını kaybeden ailelerin ve kazazedelerin vekili olarak bugün Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacağız. Başvurumuzun amacı yalnızca geminin son dakikalarında yaşananlar değil, geminin o sefere çıkarılmasına kadar uzanan bütün karar ve sorumluluk sürecini ortaya çıkarmaktır" dedi.
Suç duyurusunda geminin işletilmesi, yönetimi, bakımı ve denetiminde sorumluluğu bulunabilecek kişilerin araştırılmasını istediklerinin altını çizen Aydoğan, "Bu nedenle suç duyurumuzda Türkiye'deki Filo Gemi Acentalığı, Lojistik ve Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi nezdindeki yöneticilik ve temsil görevleri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Filo Denizcilik Şirketi'ndeki hissedarlık bağlantılarının araştırılmasını istediğimiz S.İ.'ye Türkiye'deki şirketin merkez yönetimi ve müdürler kurulu kapsamındaki görev ve yetkilerinin araştırılmasını istediğimiz A.D.'ye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Filo Denizcilik Şirketi'nde hissedar olarak belirtilen M.C.D.'ye Kuzey Kıbrıs Türkiye Türk Cumhuriyeti Şirketi'nde direktör ve hissedar olarak belirtilen A.Ö.'ye, aynı şirkette şirket sekreteri ve hissedar olarak belirtilen S.D.'ye yer verdik" ifadelerini kullandı.
Türkiye ve KKTC'deki ilgili şirketlerin diğer ortakları, müdürleri, fiili karar yetkilileri, geminin kaptanı ve mürettebatı ile teknik denetim ve belgelendirme süreçlerinde görev alan kişilerin de bireysel cezai sorumluluklarının araştırılmasını talep ettiklerine vurgu yapan Aydoğan, "İstediğimiz her bir kişinin olay tarihindeki görevinin, yetkisinin, bildiği risklerin, aldığı kararların ve varsa yerine getirmediği yükümlülüklerin somut delillerle ortaya çıkarılmasıdır. Kim bakıp kararını verdi? Kim teknik uyarıları aldı? Kim hangi eksikliği biliyordu? Kim müdahale edebilirdi? Kim hangi kararıyla ve ihmaliyle bu sonuca katkıda bulundu? Bu soruların hiçbirinin cevapsız kalmasını istemiyoruz" diye konuştu.
Faciada hayatını kaybeden Özgür Gönül'ün Tarsus'ta defnedildiğini belirten Aydoğan, KKTC'den alınan istinabe kararı kapsamında mezarın adli inceleme amacıyla açılacağını söyledi.
"Hiçbir kayıt işlemi 'Asel nerede' sorusunun yerine geçemez"
Faciada kaybolan Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden 3 yaşındaki Asel Hilaloğlu'na halen ulaşılamadığına da dikkat çeken Aydoğan, arama çalışmalarının durumuna ilişkin aileye düzenli bilgi verilmesini istediklerini söyledi. Aydoğan, "3 yaşındaki Asel, facianın üzerinden 2 ayı aşkın süre geçmesine rağmen hala bulunamadı. Asel'in ailesi için bekleyiş bitmedi. Bir haber beklemek, ne olduğunu bilememek, arama çalışmalarının hangi aşamada olduğunu öğrenmeye çalışmak bu ailenin her gün yaşadığı yeni bir gerçektir. Asel'in akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını, arama faaliyetlerine ilişkin bilgilerin aileye düzenli olarak paylaşılmasını ve mevcut teknik imkanların bu amaçla değerlendirilmesini istiyoruz" dedi.
Asel için yürütülen arama çalışmalarının durdurulduğunu ileri süren Aydoğan, KKTC Ulaştırma Bakanı'nın yerel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, 10 Ekim'de 650 metre derinlikte gerçekleştirilen son aramanın ardından çalışmaların durdurulduğunu belirttiğini söyledi.
KKTC'deki yargı sürecini yerinde takip ettiğini belirten Aydoğan, soruşturmanın ilerleyişine ve bilgi paylaşımına ilişkin eleştirilerde bulundu. Aydoğan, "Bilgi de verilmiyor, soruşturma inanılmaz yavaş devam ediyor" dedi. Türkiye'de de soruşturma yürütülmesini istediklerini ifade eden Aydoğan, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına sunacakları suç duyurusunda şirket yöneticileri ve yetkililerinin sorumluluklarının araştırılmasını talep ettiklerini anlattı.
"Oğlumun kendi mezarında olmadığını düşünüyorum"
Faciada hayatını kaybeden Özgür Gönül'ün babası Gökmen Gönül, oğlunun mezarında bulunan cenazenin kendisine ait olmadığını düşündüğünü belirterek, "Ben Özgür Gönül'ün babası olarak o mezarda fethi kabir istedik. Yani oğlumun kendi mezarında olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili çalışmalar başlatıldı. Yani orada karıştırdıklarını düşünüyoruz. Bununla ilgili de Adalet Bakanlığına başvuruda bulunduk. Henüz çocuğumuzu bile mezara koyamadık" diye konuştu.
Faciada eşini kaybeden, oğlu yaralanan ve 3 yaşındaki kızı Anni Asel Hilaloğlu'ndan 66 gündür haber alamayan baba Salim Hilaloğlu ise, "Kızımın 66 gündür açık bir mezarı var. Annesinin yanına gömülmeyi bekliyor. Ve daha dün Ulaştırma Bakanı'nın yaptığı bir açıklamada artık bulunacağının mümkün olmadığı söyleniyor. Yani bir babanın duyması gereken herhalde en son söz budur. Ne demek 'bulunamıyor'? Ne demek hani? Bunu söylerken bu kadar rahat nasıl söyleyebiliyorlar? Gerçekten benim kalbim kaldırmıyor bazı şeyleri" dedi.
Basın açıklamasının ardından farklı illerden gelen aileler ve kazazedeler, sorumluların tespit edilmesi ve haklarında gerekli adli işlemlerin başlatılması talebiyle Mersin Adliyesi'ne gitti.